İvan Denisoviç'in Neden Bir Günü?

30.06.2015

                                     

Aleksandr İsayeviç Soljenitsin ilk kez 1962 yılında yayımlanan ve ardından yasaklanan romanı İvan Denisoviç’in Bir Günü’nde kendi tecrübelerinden yararlanarak bir mahkûmun gulagda -sovyet dönemi Rusya’sında cezai çalışma kampları- bir günde başından geçenleri anlatıyor. Soljenitsin’in ilahi bakış açısıyla anlattığı olayların bir günlük zaman dilimde gerçekleşmesi kurmacanın mekân gibi diğer unsurlarıyla güçlü bir birliktelik içinde. Bu sebeple roman zaman ve diğer kurmaca unsurları arasındaki ilişkiyi incelemek için okura güzel bir fırsat sunuyor.  Romanı okurken Soljenitsin’e “Yahu İvan Denisoviç’in neden bir günü ?” diye sormak bu ilişkinin yalnızca bu kitap içinde değil, kurmacaların genelinde anlaşılmasına zemin hazırlayacaktır.

 

Romanın kahramanı İvan Denisoviç Şuhov sıradan bir adam. Kitap boyunca Şuhov hayatta kalmaktan, bir sonraki günü de atlatabilmekten ve biraz da tütün bulabilmekten başka bir amaç gütmüyor. 854 numaralı mahkûm Şuhov bu özellikleriyle yayımlandığı dönemi domine eden 1934’de Sovyet Yazarlar Birliği’nin kararlaştığı toplumsal gerçekçiliğin halka önder ve ideal sosyalist vatandaşı yansıtan “olumlu karakter”inden farklı bir karakter (Kellner, 1993). Hatta Rusya’nın en yaygın erkek ismini taşıması tesadüf olmayan, dönem mahkûmlarının özelliklerini yansıtan bir tip İvan. Roman dönem çizgisinden bununla ayrılmakla kalmayıp yazarlar birliğinin etrafında toplandığı siyaseti ve yönetimi hedef alıyor. Soljenitsin dönem edebiyatında güneş olarak tasvir edilen Stalin’in çalışma kamplarının ve politikalarının olumsuzluklarını Şuhov tipi ile yansıtıyor. Bunlar göz önüne alındığında romanın basımından kısa bir süre sonra neden yasaklandığını anlamak pek de zor değil. 

 

 

Roman dönem çevrelerince yasaklanması gereken bir tehdit gibi görülecek kadar eleştirel zenginlikte fakat, beklenenin aksine, mahkûm İvan Denisoviç Şuhov’un yaşantılarına sadece bir günlüğüne tanık oluyoruz. Hapishane kurmacalarında sıkça karşılaşılan uzun süre planlanmış bir kaçış veya özgürlük uğruna hukuki bir kavga hikâyesi değil okuduğumuz (O’Connor, 2005),  sıradan bir mahkûmun bir günü. Oysa kitabın eleştirel zenginliğinin yazar Soljenitsin’in zaman tercihini bu yönde kullanmasından kaynaklandığı çıkarımına da romandaki diğer unsurlar ve zaman arasındaki ilişkiyi inceleyerek ulaşmak mümkün. Murat Gülsoy’un anlattığı üzere (2009, s.117)  zaman unsuru mekân, anlatı ve kahraman gibi diğer kurmaca unsurlarıyla kaçınılmaz bir ilişki içindedir. Yazarın metni için seçtiği zaman metinde mutlaka işlevseldir. Örneğin George Orwell’in ünlü distopyası 1984’ü ya

zarken gelecekten bir zaman dilimi tercih etmiş olması romanın kurgusu için hayati bir karardır. Benzer şekilde, Şuhov’un olağan bir gününü bir gulag kampında geçirmesi Soljenitsin’e eleştirmek istediği her şeyi rahatça gösterme fırsatı sunuyor: Yatakhane koğuşlarından revire, buz gibi havada yapılan giysi kontrolünden, mahkûmların beslenme ve çalışma koşullarına kadar 854 numaralı mahkûm Şuhov elçiliğiyle gözler önüne seriyor. Şuhov’un geçmişini hatırlamasıyla adaletsiz tutuklanmalara değinilirken olay örgüsüne göre aynı saat içinde kamp dışındaki zorluklar dahi anlatılıyor. Bir günlük zaman dilimi yazara mekâna dair ayrıntıların üstünde durmayı mümkün kılıyor. Ancak ayrıntıları yansıtırken daha geniş çaplı durumların kurmacadaki yerini kısıtlamıyor. 

 

Bir günün işlevini daha iyi anlamak adına Soljenitsin’ in “İvan Denisoviç’in Bir Ayı” adlı bir kitap yazmış olduğu ve aynı olay örgüsünü otuz günlük bir süre zarfında anlattığını varsayalım. Sıradan olmak için adlandırılmış İvan Şuhov tipi her gün aynı yatakta uyanacaktı. Benzer olayları tecrübe edecek ve benzer endişeleri olacaktı. Bir çalışma kampında olağan dışı sayılabilecek bir olay gerçekleşmiyorsa bu mekânı kullanarak bir ay tekrar eden olayları anlatmak ne kadar Soljenitsin’in eleştiri amacına hitap ederdi?  O gulagları ve Stalin dönemi politikalarını bir kurmaca ile eleştirmek istiyordu. Bu işlevi yerine getirebilecek zaman dilimi okuru sıkmadan olabildiğince fazla bilgi veriyor olmalıydı. Bu sebeple bir mahkumun geçmişten ve kimi zaman da dış dünyadan elementlerle bezeli meşgul bir gününü tercih ettiği fikrine ulaşabiliriz. 

 

İncelemeyi kısa bir özet ile sonlandıracak olursak; Aleksandr Soljenitsin, İvan Denisoviç’in Bir Günü romanında olay örgüsü tercihini bir günden yana kullanarak gulag çalışma kamplarını ve Stalin politikalarının insanlara yansımalarını gösteriyor. Sıradan mahkûm Şuhov ve çalışma arkadaşlarının geçirdikleri gün boyunca yaşam şartlarına ve yer yer de düşüncelerine tanıklık ediyoruz. Romanın, ev sahipliğini yaptığı eleştiriler ve temasının yanısıra okuruna zaman ve diğer kurmaca unsurları arasındaki işlevsel bağı da gösterme gücüne sahip olduğunu görüyoruz. Bu bağı görmek için çok derine inmeye gerek kalmıyor, kitabı okurken “Peki, neden bir gün?” gibi basit bir soruyla yola çıkarak zamanın mekân ve olay örgüsüyle olan ilişkisine dair tatmin edici bir cevapla karşılaşıyoruz. 

 

 

Semiha Şentürk’e yazımdaki desteği ve kaynakça yardımı için çok teşekkür ederim.

 

Kaynakça

Gülsoy, M. (2009). Zaman: Neden-sonuç İlişkisi. In Büyübozumu: Yaratıcı yazarlık (pp.

117-129). İstanbul: Can Yayınları.

Kellner, D. (1993). Marxist criticism. In I. Makaryk (Ed.), Encyclopedia of contemporary

literary theory (pp. 95-99). Toronto: University of Toronto Press.

O'Connor, P. (2005). Prison Narratives. In D. Herman, M. Jahn, & M. Ryan (Eds.), Routledge

Encyclopedia of Narrative Theory (pp. 467-468). London: Routledge.

 

İllüstrasyon

Cem Çevikayak

 

 

Please reload

Bizi Takip Edin

19.06.2020

19.06.2020

19.06.2020

19.06.2020

19.12.2018

19.12.2018

Please reload

Son Yüklenenler
Öne Çıkanlar

Üç Dönemin Üç Ütopyasında Aile ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri

19.06.2020

Öncü bir Aziz: Thomas More ve Utopia’sı

Sir Thomas More tarafından 1516’da yayımlanmış ve ilk ütopya eseri olarak kabul edilen, hatta bu türe de adını...

1/10
Please reload

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon