Edip Cansever / Şey Şey Şey ve Şeylerden / Çağrışımlar

Fazıl Say & Serenad Bağcan’ın Yeni Şarkılar albümünden “Şey Şey Şey ve Şeylerden“ adlı şarkı eşliğinde okuyunuz.

3 Perdelik bir trajedi*

Beşkaza Meydanı

Bu bir rüzgâr ve ahmakıslatan oyunudur.

PROLOG

Bir adam, Barut ve ben Akdeniz sahilinde bir kumsalda yıldızları seyrediyoruz. Kulaklarıma avucumun içine dolan kum taneleri gibi doluyor denizden gelen eşsiz esintiyle beraber rüzgâr. Deniz; medcezirlerden ibaretmiş kulaç atmayı bilemeyenlere, yüzmek yerine gelgitlerdeki sesleri dinleyerek boğulabilenlere… Barut dalgalara doğru koşuyor tek bir kere bile havlamadan… Uzaklardan bir kavak ağacının sesi geliyor. Rüzgâr; ağacın dallarından bir gugukçuk kuşunun ağıtını yakalayıp yanı başımıza yatırıyor. Yine ebedi sükûnet! Ben içimden konuşurken dudaklarımın tuzunu denizin tuzuna süpürüyor rüzgâr. Dudaklarımı yalayacak arzu bulamıyorum, karşı koyamıyorum. Ellerimiz değil ama gözlerimiz aynı yıldızda birleşiyor. Parlak mı parlak bir yıldız… Oysa sen Kuzey ışıklarını görmeyi beklemiştin Çingene Balatları eşliğinde. İspanyol ezgileri… ‘’Hijo de la Luna’’ en sevdiğin şarkı değil miydi? Ay’a değil Satürn’e yalvarmıştın bir evlat sahibi olabilmek için. Keşke… Yıldızlar sönüyor yavaş yavaş, ahmakıslatanlar yağıyor üzerimize atmosferde çözüne çözüne. Keşke şu avucumda sıktığım kum gibi sıkabilsem ellerini… Denizin sesi kesildi, kapatma gözlerini!


VARAN 1

Gecenin geç saatleri… Saatlerce, birbirimize bakmadan aynı yıldızları göre göre sabahı etme derdindeyiz. O kadar sustuk ki deniz bile rüzgârıyla beraber başka kıyılara varıp gitti. Bu zifiri karanlıkta, yıldızların dahi zor zıbardığı ışıkların altında kimseler bilmeden, kimseler görmeden, kimsecikler duymadan sevişsek olmaz mıydı? Sustun! Bahanelere bel bağlamak istedim hep ben sarhoşluklarımda. Şarabı içen sendin, oysa senin yerine ben cevap veriyorum boğulan barutların adalara vurduğu zamanlarda. Yine gemiler çok uzaklarda demirliler, bu yüzyıllardır hep gizliydi. Hayırsız Ada’ya terk edilen köpeklerin ulumalarıyla beraber insanlığa dair tüm inancımız silindi. Ama Tanrı’ya olan inancımız da gün geçtikçe pekişti. Seninle geleceğimize dair inancımızı tam söyleyecektim ki Aşk gene kelime değiştirdi… Hayırsız Ada; vahşi!


VARAN 2

Ezan okunuyor. Günaydın. Süzgün ışıklarını çoktan göstermeye başladı gün. Seher vakti ve kuşluk vakti arası içilen bir sigara uzunluğundaydı parmakların. Hangi ara eline alıp okumaya başladığın o kitabın ayracı yaptın? ‘’… ‘’Gün doğmadan poyrazla beraber başka yere taşınan deniz ve ahmakıslatan Rodos’un kıyılarına kıyılarına vurmaktadır şimdi. Hep ben konuşuyorum farkında mısın? ‘’… ‘’ O zaman şimdi tam vakti dünden kalan çayın demine su eklemenin. Hamakta dökmeden içebilecek misin peki çayını? Haydi, kalk da masaya geçelim, kahvaltı hazırlarım. Mis gibi ekmek de kızartırım böğürtlen reçeli süreriz, zeytinlere de kekik serpelerim, peynir bitmiş ama az biraz kaşar var, onu keserim tereyağlı göz yumurtanın yanında… Nerelere daldı yine gözlerin? Yeter bu uyuşukluk kalk hadiii! ‘’…’’ Hani bakayım senin gıdın mı varmış? Dudaklarını mı bükmüşsün sen? Küsmüş müsün bana? Ne de güzel kokuyorsun, ohh… Hadi, suçlu suçlu bakma öyle uzaklara… Kim bilir ne seviştik ki… ‘’…’’ Saat kaç? ‘’…’’ Kalkacak mısın sen? ‘’…’’ Peki, yine koyacak mısın eski sevgilin için de bir tabak masaya?


VARAN 3

Tam onu sevdiğimi söyleyecektim ki Aşk gene kelime değiştirdi.

Bizi bitirmeye yemin etmiş herkes, o dâhil… Elleri tetikte bütün gazetelerin. Vahşi!

‘’Kurtuldunuz! Şimdi yemyeşil geniş bir ovadasınız, karşınızda tüm sevdikleriniz size gülümsüyor. Yavaş yavaş arkanızı dönerek yürüyorsunuz ve sizi az ilerde bekleyen bir balona biniyorsunuz… Derin bir rüzgâr alıp götürecek balonu, o uzak diyarlardan uzanmış olduğunuz evinizin kanepesine kadar. Bulutların arasında süzülüyorsunuz, uzaklarda bir yer görüyorsunuz. Evet, evet orası sizin eviniz… Usul usul alçalıyor balon evinizin bahçesine doğru… Evinizin yemyeşil bahçesine indiniz. Şimdi evinizin kapısından girin ve salondaki kanepeye uzanın. Ben üç dediğimde ve parmaklarımı şaklattığımda gözlerinizi açacaksınız, varan 1, 2, 3! Uyanın, hadi Cemal Bey uyanın. Usulca gözlerimizi açıyoruz... Cemal Bey, beni duyuyor musunuz? Cemal Bey? Cemal Bey?!’’

-Nabız normal, tepki yok…

-Aman diyim, numara yapıyordur o it! Kapatın kapıları gardiyan.


*Lorca düztabanmış. Bunu sahildeki ayak izlerinden anladım.



İllüstrasyon

Zeynep Oba


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sekteryen Kısa Tarihi

bir ayva düştü, okundan vurulmuş delinmiş, düştü. kral bacak arasından güldü okundan, kendi okundan. ava gitmiş bir kral mağrurluk da avlar getirir, o da, kepaze ettiği tabaklarda bir ayva istedi. bun

Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon