Sekteryen Kısa Tarihi

bir ayva düştü, okundan vurulmuş delinmiş, düştü. kral bacak arasından güldü okundan, kendi okundan. ava gitmiş bir kral mağrurluk da avlar getirir, o da, kepaze ettiği tabaklarda bir ayva istedi. bunları gördü hep konsomatris, eteğinden sular sıkarak, iç. çıkmış, oturmuş, ara vermiş. nehrin başında, saklandığı yerde konsomatris, çalıların arasında, tüylerin arasında: bal ve ayva. bekledi kral gidene kadar.


bir kral çıplakolmayangillerden ve barışık, huyunda. sarayında sızladı ayakları, merdivende oturdu, göğe baktı, bulutta maki örtüsü akdeniz iklimi. ılıman bir kraldı. her hâlükârda ece‘sinden korkardı, bir ayyaş bile az. sedirden geçti banyoya, serpinti ve ayvalar geldi, keçi sesleri dağ çobanlarından aşağı indi saraya, kıyıya. kral ovalandı, sabunlandı, imtiyazda bulundu göbek deliğine balçık damlatıldı, içinden. ece‘si duymasa daha hayırlı. daha hayırlısı.


sarayda salonda telaşla garsoniyer koştu, çarptı düştü elinden fincanları da havada astı da gözüne girdi kral ve ece‘si namına. rüyasını anlattı: üç melez bir orduya çuvallar ve bohçalar bırakıyordu, arkadan yol gösteriyordu, edimden kaçıyordu. üzülme, kaç kral ayrıldı oyundan, dedi namına konuşan gramofon ve taht. gitti fırçaları getirdi kral duşundan, ağzı bezenmiş hizmetçi duşundan çıktı geldi, güçlü nefesler söyledi, rivayet etti bağından yeni biçilmiş tarlalar onlar sizin bağınız, dedi. toplayın ayvaları.


bir akıl bir sayıca kral‘a bu kadar yakışıyordu, belinden, kemerleri taşıyordu kral, hacmen büyüdü. hemen, dedi, turfanda mevsimleri getirin, sepetler boş, ayvalar dolusu gelin, dedi. halka. halk boncuk dökülmesi yaparak bahçelere koştu, dağları talan etti, kıyı şeritlerine oturdu bastı çizgide yürüdü. bunu duyan konsomatris üstünden yükleri attı içinden, korse giyindi. büyücü kadını hatırladı, olgun mağarasından çağırdı, kalbini bir kaba koydu, yanından ayırdı, bir kaba aş evi alıştı. büyücü kadın söz verdi, kral, kral olarak kalmalı, sevilmeli ve kur yapılmalı, dedi.


konsomatris elinden tüylerini yıkadı, aldırdı, miller kazıdı boyunca yollarda, neticede kral da çevik doğan arardı, o da aradı. merdivenlere geldi, adım başı titreyerek yürüdü konsomatris, yurdunu hayal meyal, atları düşledi ama hiç attan aşağı, yere toprak basmadı. sekerek merdivenleri geçti, dayandı kapıdan, cilvesiz ve yoksuz girdi. kral‘a koştu, elinden yeni ayvalar balla yetişmiş ayvalar kokuyordu, yayıldı salona. kral dili tutuldu, garsoniyer rüyasını yaşadı, ece‘si annesine kaçmıştı kaçmak, arka kapıdan alınmaktadır. tahta çok yalın, çok bir kral oturmamıştı.


büyücü kadın boyalarından almıştı, ayvalar sarı olur, pembeler pembe olur, kral‘lar arzu nesnesi, dedi ve ağzını kocaman açtı kral‘dan. kral susmadı, oyunu oynadı, ayvalar istedi. tuzlar istedi ve tuzlar köşe bucak hizmete erdirildi, kaselerde gemlikler içinde. konsomatris bal akıyordu, çabası yerine akıyordu, kral‘a sunduğu kavanoz içinde kendi farkında. büyücü kadın her yeri boyadı, zaman zarfında, kral‘ı boyadı, kokuya ramak kala bıraktı. koyu tuzlar tuttu elinden ayva çıkardı ona baktı ona serpti, kral‘a yalattı.


rüyasını uyruk yaptı garsoniyer, konsomatris‘i gördü, ondan nem aldı, ıslak aldı. ayvasını delip çantaya koydu konsomatris, eteğinden dikişler kopardı, evine konumlandı.


peki. keçi, köpükle kime sulandı neye sulandı.

Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon