Dört İllüstratör

Çizimlerine güncel dergi ve kitaplarda sıkça rastladığımız illüstratörler Erhan Cihangiroğlu, Güneş Oktay, Emirhan Yılmaz ve Vardal Caniş Su ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, her birinin çalışma tarzları ve eserlerinin edebiyattaki izdüşümleri üzerine konuştuk.


Üretimini neler besliyor?


ERHAN CİHANGİROĞLU: Üretimde bir çok duygu durumuna başvurabiliyorum. Bazen çocukluk rüyalarım, korkularım olabiliyor. Bazen de bir film sahnesi, bir metin, hayvan, ya da bir objeyi bende merak uyandıran insanın iç dünyasının keşfi için kullanabiliyorum. Fakat bütün bunlar bir yana en büyük referansım yine kendi iç dünyam ve hissiyatlarım oluyor.


GÜNEŞ OKTAY: Üretimimi besleyen özel bir şey yok. Anlık duygularım ve ruh halimin genellikle üretimim üzerinde etkisi oluyor. Gördüklerim, duyduklarım ya da beni etkileyen kişisel ve sosyal olaylar üretimimi de etkiliyor.


EMİRHAN YILMAZ: Birçok kaynağım var aslında ama sıralama yapabilir miyim bilmiyorum. Müzik ve kitapların da hakkını yiyemem. Bu ikisi dışında tabi ki bir sürü esin kaynağım oluyor: Sinema olsun, insanlar ve hayatları olsun hepsinden etkileniyorum, izliyorum, gözlemliyor ve düşünüyorum. Düşündükçe kafamda sürüyle şey birikiyor. Mesela aşk, aşk acısı, sevgi, yalnızlık gibi kavramlar üzerine çalışmayı çok seviyorum. Çünkü derin ve naif konular. Yine politik kavram ve olaylar üzerine de çok fazla çalıştığımı söyleyebilirim. Ama özneler yine insan/lık oluyor. Bu konuda sekter davranıyorum. En sonunda çoğu insanın yaptığı gibi içimi döküyorum ve ben çizerek yapıyorum bu işi. Müzik ve kitaplara gelince, müzik çok dinlediğim ve takip ettiğim bir alan. Müziksiz günüm geçmez. Arabesk ve özgün müziği çok çok severim. İçlerinde çok fazla şey bulabiliyorum. Aynı şekilde okumayı sevdiğim kitaplar da demin söylediğim gibi insanlar ve basit insani duygular üzerine oluyor. Kısa hikâyeler ağırlıkta, bol tasfirli uzun romanlar daha seyrek..


VARDAL CANİŞ SU: Üretimimi aşk acısı besliyor. öyle kalp kırıklıkları. hicran ve hüsran seviyorum yani.


Üretim alanında olmazsa olmazların nelerdir?


ERHAN CİHANGİROĞLU: Çalıştığım ortamda öncelikle sessizliğe önem veriyorum. Önümde sadece ilgilendiğim resim olmalı bu sayede resimin içindeki karakter ile daha rahat bağ kurabiliyor onun hikâyesine dahil olabiliyorum. Tabii bunun yanında resim malzemelerim olmazsa olmazım.



GÜNEŞ OKTAY:

Benim için üretim alanımın yani atölyemin yaşam alanımın bir parçası olması çok önemli. İstediğim an çalışabileceğim bir ortamım olmalı. Çalışmak için ayrı bir yere gitmektense evimi atölye olarak kurmak üretim alanımda tek olmazsa olmazım.


EMİRHAN YILMAZ: Öyle aşırı dozda prensiplerim yok üretim konusunda. Bu yüzden çok basit iki şey isterim çalışma alanımda: kafamı toparlayabiliğim bir ortam (kendimi dinleyebildiğim herhangi bir yer ) ve müzik. Bu ikisine sahip olduğum sürece rahat rahat çalışabilirim.


VARDAL CANİŞ SU: Rakı, Sezen Aksu ve kağıtlar, kalemler üretim alanımdaki olmazsa olmazlarım. Olmayınca oluyor tabii de olursa daha güzel oluyor. gönül dostuyuz neticesinde.


Kullanmayı en çok tercih ettiğin malzemeler nelerdir?


ERHAN CİHANGİROĞLU: Kullandığım malzemelerim, suluboya kağıdı, suluboya, akrilik boyalar, ekolin, artline kalemler aklımdakini kâğıda dökmemde en iyi sonuç aldığım malzemelerim. Eğer resim dijital olacak ise çizim tabletim. En sevdiğim resimler genellikle kendimi en rahat ifade ettiğim malzemeler ile olanlar.


GÜNEŞ OKTAY: Hızlı çalışan biri olduğumdan seçtiğim malzeme- lerin de kendi çalışma pratiğime

ayak uydurması gerekiyor. Kullandığım malzemeler zaman içerisinde değişiklik gösterdiğinden belirli bir malzemeyi ön plana çıkartmak zor olsa da son zamanlarda en çok kağıdı kullanıyorum.


EMİRHAN YILMAZ: Öncekikle eskiz için teknik çizim kalemleri kullanıyorum. Detay sevdiğim için bana çok yardımcı oluyorlar. Ana malzemem suluboya tabii. Bunların dışında işleri marker kalemler, akrilik boya gibi materyallerle de destekleyebiliyorum.


VARDAL CANİŞ SU: Görsel kendi malzemesini istiyor aslında. Kimi zaman yağlıboya, kimi zaman guaj, suluboya, karakalem, rapido... Onlar benim çocuklarım gibi hiç birini birinden ayırmam ekolü aslında.


Bir edebiyat ürününe görsel hazırlama süreci nasıl yürüyor?


ERHAN CİHANGİROĞLU: Edebiyat dergilerinde kitap tanıtımında bahsi geçen kitap teslim tarihin- den bir hafta önce editör tara- fından benden isteniyor ve ben kitabı edinip okuyorum. Kitapta bana yakın, kitabı özetleyen bir sahneyi çizip teslim ediyorum. Eğer kitabı çok sevdiysem resim- lemem çok daha zevkli hale ge- lebiliyor. İstenen bir yazar portresi ise yazar ile ilintili bir nesne ya da sözü onunla özdeşleştirip çizmeye çalışıyorum. En severek çizdiğim kitap Ayhan Geçgin’in kitabı Uzun Yürüyüş idi.


Eserlerinde kelimelerle aranın iyi olduğunu görüyoruz. Seni neler besliyor bu kelime seçimlerinde?


GÜNEŞ OKTAY: İşlerimde yazıları okunmaz olarak yazıyorum. Dolayısıyla kelimeler pek görünür olmadığından onları seçebilmek de pek mümkün değil. Yazdıklarımın konuları farklılıklar göste- rebiliyor. Bazen kişisel meseleler bazen beni etkileyen, kafama takılan, beni rahatsız eden prob- lemler, bazen farklı mısralar ba- zense tamamen içimi resimle karışık kelimelerle dökerek kendimi rahatlatma ihtiyacı. Okunmaz yazarak kelimelerin içerisinde barındırdığı anlamı, başka bir deyişle yönlendirme gücünü ortadan kaldırıyorum. Böylelikle kelimelerdeki ifadeyi resmin kendisine yönlendirmeye çalışıyorum.


Bir edebiyat ürününe görsel tasarlarken nelere dikkat edersin?


EMİRHAN YILMAZ: Edebiyat çok geniş ve derin bir alan. Öncelikle eseri çok iyi okuyup sonrasında iyice sindirebilmek gerekiyor.Olayları duygusal kavramlara dönüştürdükten sonra yavaştan bir şeyler dökülüyor kağıda zaten. Tabi dikkat ettiğim başka önemli şeyler de oluyor; zaman, mekan,insan sûretleri vs. hepsi iyi bir sentez için bir birini destekler nitelikte benim için. Bu üç kavramı ne kadar iyi anlarsam o kadar zengin ve anlaşılabilir işler çıkarıyorum. En sonuncusu yazar oluyor genelde. Sonuçta ortada kıldan ince bir geçiş söz konusu. Yazar üretiyor, yazıyor ve siz bunu hakkını vererek çizmek istiyorsunuz. Bu bağlamda yazar psikolojisine de önem veriyorum. Umarım başarabiliyorumdur.


Bir edebiyat ürününe görsel tasarlama süreciniz nasıl ilerliyor? Arabesk Fanzin görsel açıdan güçlü bir fanzin. Siz fanzinlerin edebiyat dünyasındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Görsel ve edebiyat uyumu sizin için ne önem ifade ediyor?


VARDAL CANİŞ SU: Ürüne görsel tasarlama sürecim doğaçlama ilerliyor, aslında. Tabii ki çokça eskiz alıyorum. Çizerek düşünüyor ve en son haline gelince de çizim üzerinde doğaçlama ilerliyorum. Sonra bir bakmışım neler neler! Fanzinler katma değer vergilerinden, maddi kaygılardan uzak, bağımsız yayınlar. Bir taşa bile yeterince uzun süre bakarsanız sabretmeyi öğrenirsiniz. Fanzin kültürüm çok derin değil, arkadaşım Reyhan‘la Arabesk Fanzin’i çıkarmaya başladıktan sonra ilgim arttı ve araştırmaya başladım açıkçası. İnanılmaz ufuk açıcı yayınlar. Tabii ki nerede o eski fanzinler.... Görsel ve edebiyat uyumu bir yayın için bence önemli. Kadınlık var serde azcık eli yüzü düzgün tertipli olsun diye uğraşıyoruz. Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü mezunuyum. O sebepten biraz daha dikkat ediyorum bu hususa ister istemez. Çünkü artık göz kendiliğinden arıyor dengeyi.




İllüstrasyonlar:

1) Emirhan Yılmaz

2) Güneş Oktay

3) Erhan Cihangiroğlu

4) Vardal Caniş Su




Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon