Baykuş ve Kedicik

Bu sayının çeviri eseri Baykuş ve Kedicik adlı şiir Edward Lear’ın ilk kez 1871’de yayımlanan Nonsense Songs, Stories, Botany and Alphabets adlı kitabında yer alan, Lear’ın şair arkadaşı John Addington Symonds’ın üç yaşındaki kızı Janet için yazılmıştır. “Runcible” Lear’ın türettiği, esasen bir anlamı olmayan ve çoğunlukla sıfat işlevi gören bir kelimedir. Bu kelime edebiyattan müziğe, bilgisayar biliminden sinemaya birçok literatürde kendine yer bulmuş ve bu şiirde çevirmenin ifadesiyle “antuklu” olarak karşılık bulmuştur. Şiirde bahsedilen “antuklu kaşık” şekil itibariyle kaşığa benzeyen, ucunda üç sivri çıkıntı bulunan bir mutfak gerecini ifade etmektedir. Bir baykuş ve kediciğin bong ağaçların diyarına açıldıkları serüvenlerine şairin kendi çizimlerinin eşlik ettiği bu şiiri keyifle okumanız dileğiyle.

Emre Murat Bozer

The Owl and The Pussycat

I

The Owl and the Pussy-cat went to sea

In a beautiful pea-green boat,

They took some honey, and plenty of money,

Wrapped up in a five-pound note.

The Owl looked up to the stars above,

And sang to a small guitar,

„O lovely Pussy! O Pussy, my love,

What a beautiful Pussy you are,

You are,

You are! What a beautiful Pussy you are!“

II

Pussy said to the Owl, „You elegant fowl!

How charmingly sweet you sing!

O let us be married! too long we have tarried:

But what shall we do for a ring?“

They sailed away, for a year and a day,

To the land where the Bong-Tree grows

And there in a wood a Piggy-wig stood

With a ring at the end of his nose,

His nose,

His nose, With a ring at the end of his nose.

III

„Dear Pig, are you willing to sell for one shilling

Your ring?“ Said the Piggy, „I will.“

So they took it away, and were married next day

By the Turkey who lives on the hill.

They dined on mince, and slices of quince,

Which they ate with a runcible spoon;

And hand in hand, on the edge of the sand,

They danced by the light of the moon,

The moon,

The moon, They danced by the light of the moon.

Baykuş ve Kedicik

I

Baykuş ve de Kedicik, açıldılar deryaya

Güzel bir teknede, yeşile boyanmış

Birazcık bal yanında ve bol miktar parayla

Hepsi bir kâğıt beş liraya sarılmış.

Baykuş seğirtti şöyle, kubbeyle yıldızlara

Şakımaya başladı, küçücük bir gitara

“Ah sevgili Kedicik! Kedicik, ah sevdiceğim,

Ne de güzel kedisindir sen,

Sen evet,

Evet, sen! Ne de güzel kedisindir.“

II

“Zarif kanatlı seni!” buyurdu Kedicik Baykuşa

“Ne çekicidir şu tatlı sesin senin

Haydi, bir yuva kuralım? Ne hacet bu oyalanışa

Fakat yüzüğü nasıl edip bulmalı?“

Bir yıl ve bir gün, denizleri aştılar

Varmada bong ağaçlarının diyarına

Orada bir domuzcuk yaşardı Geçirmiş bir yüzüğü tam da burnuna

Burnuna, evet,

Evet, burnuna Geçirmiş bir yüzüğü tam da burnuna.

III

“Ey sevgili domuz! Satar mısın şu yüzüğü Bir kuruşa?“. “Bittabi” dedi domuzcuk anında

Kaptıkları gibi yüzüğü, evlendiler yarına

Tepenin ardında yaşayan bir hindinin yanında

Birazcık kıymadan, birkaç dilim ayvadan

Bir akşam yemeği, antuklu bir kaşıktan

El ele ve sınırında kumsalın

Raks ettiler ışığında ayın

Ayın, evet,

Evet, ayın. Raks ettiler ışığında ayın

Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon