Darbe Döneminde Yasaklanan Kitaplar

Yönetim sıkılaştığında düşünmenin, düşündüğünü ifade etmenin zorlaştığı -hatta bazen imkansızlaştığı- herkesin malumudur. "Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır." der Valéry. Haliyle, bu dönemlerde kitaplar da bir yerlere zincirlenir, zihinlerde ortak bir disiplin sağlanmaya çalışılır. 15 Temmuz gecesi bir kalkışma kadarıyla da olsa maruz kaldığımız darbe bizleri, belki de en çok bu yüzden korkuttu. Bu vesileyle, daha önceki askeri yönetim dönemlerinde "müstehcenlik" ya da "bir şeyleri aşağılamak" gibi muğlak kavramlar üzerinden yapılan suçlamalarla sesi kesilen bazı yazarları gündeme getirmek istedik. 

 

Fikrimin İnce Gülü - Adalet Ağaoğlu: İlk romanı Ölmeye Yatmak'tan sonra, Adalet Ağaoğlu'nun ikinci romanı olan Fikrimin İnce Gülü'nün ilk baskısı 1976'da yapılmıştır. Türk edebiyatının ilk yol romanı olarak kabul edilen Fikrimin İnce Gülü, Almanya'da işçi olan Bayram'ın Türkiye'ye, köyüne yaptığı yedi saatlik yolculuğu anlatır. Kitap, askeri aşağılamak ve gözden düşürmek suçlamasıyla, dördüncü baskısı yapıldığı sırada, 1981 yılında toplatılmıştır. Adalet Ağaoğlu, iki yıl süren davanın ardından aklanmıştır. 

 

Yürümek - Sevgi Soysal: Sevgi Soysal'ın 12 Mart öncesinde yayımlanan romanı Yürümek, Elâ ve Memet'in kesişen öykülerini anlatır. Yazarın, kadınlık - erkeklik sınırlarının çocukluktan itibaren nasıl çizildiğini, geleneği ve değer yargılarını, yaşam biçimlerini gözü pek bir tavırla sorguladığı roman, aynı yıllarda Ankara'nın geçirdiği dönüşümü de başarıyla yansıtmıştır. Yayımlandığı yıl (1970) TRT Roman Başarı Ödülü'nü kazanan, ancak daha sonra müstehcen nitelik taşıdığı gerekçesiyle toplatılan kitabın yayın hakları Soysal'a 1974'te iade edilmiştir. 

 

Yarın Yarın - Pınar Kür: Pınar Kür’ün ilk romanı Yarın Yarın, bir 12 Mart anlatısı olarak bilinir. 1976’da basılan roman, dönemin karanlık günlerini devrim/ devrimci aşkı üzerinden ilerleyen bir kurgu ile anlatır. Kitap, müstehcenlik ve komünizm propagandası suçlamalarıyla 1982 yılında toplatılmış, 1984’te serbest bırakılmıştır. Yarın Yarın, 1987’de Sami Güçlü yönetmenliğinde sinemaya uyarlandığında ise, Seyda’yı artık biraz da sanat filmlerinde rol almak isteyen Hülya Avşar oynayacaktır... 

 

Yarın Yarın’a verilen serbestlikten birkaç yıl sonra Pınar Kür, bu kez Bitmeyen Aşk ve Asılacak Kadın romanlarıyla Turgut Özal’ın Muzır Yasası’nı ihlâl eder. Romanlarının “halkın ar duygularını incittiği” gerekçesiyle, yayıncısı Erdal Öz ile birlikte yargılanır. Asılacak Kadın’ın arka kapağında yer alan şu cümleler, bütün durumu özetler niteliktedir: 

“Her gerçeğin iki yüzü vardır bir görünen bir de görünmeyen. Olayların yalnız görünen yüzüne bakıp bir yargıya varmanın kolaycılığına kaçanların acımasızlıkları bir insanın yaşamını bile alabilir elinden. Kemikleşmiş önyargılarını aşamayan bir toplumda kadının cinsel açıdan sömürülüp unufak edilmesi öyle başka şekillerde algılanabilir ki...” 

 

Küçük Kara Balık - Samed Behrengi: İranlı muhalif yazar Samed Behrengi’nin, Türkçede en çok bilinen eseri Küçük Kara Balık da, 1980 darbesi sırasında toplatılan kitaplardan biridir. Bir öğretmen olan Behrengi’nin, çocuklara adalet, eşitlik ve özgürlük kavramlarını öğretmek için yazdığı kitapta, bir ırmakta yaşayan küçük, kara, devrimci balığın, yaşadığı zorlukların üstesinden gelerek denize kavuşma hikayesini bir başka balıktan dinleriz. 1975 yılında, kitabın Türkiye’deki ilk baskısı yapıldığında, Samed Behrengi Aras Nehri’nde ölü bulunalı sekiz yıl olmuş, bu şüpheli ölümün ardından kimileri yazarın boğulmadığını, rejim karşıtlığı sebebiyle suikasta uğradığını öne sürmüştür. Direne direne kazanan Küçük Kara Balık, yazarına dünya çapında bir ün kazandırırken, kitap İran’da hâlâ yasaklıdır. 

 

Kuş Ne Yana Öter - Işıl Özgentürk: 1980 darbesinin vurduğu bir diğer çocuk kitabı da, Işıl Özgentürk’ün ilk basımı 1978’de yapılan romanı Kuş Ne Yana Öter. Özgentürk’ün, kitabın arka kapağında yer alan kendi sunumuna bakınca, eserin neden toplatıldığını tahmin etmek hiç de zor değil: 

“Elinizdeki bu kitapta bir küçük Ahmet var. Siz yaşlarda... Küçük Ahmet, bir grevin coşkusu içinde, dostlukların en onurlusunu yaşayacak. İşçi Halil’i tanıyacak. Çalışanların dünyasını dolduran renklerin, makinelerin, toprak özleminin, gurbet acısının, onurun, yiğitliğin, aklın, sevdanın türküsünü ondan öğrenecek...” 

 

Rengâhenk - Can Yücel: Birçoğumuzun şair kimliğiyle tanıdığı Can Yücel, 12 Mart 1971 müdahalesi sırasında, Che Guevara ve Mao Zedong çevirileri nedeniyle on beş yıl hapse mahkum edilmiş, üç yıl sonra çıkan afla serbest kalmıştır. 1980’e gelindiğinde ise, (bu kez müstehcenlik suçlamasıyla) toplatılan eserlerden bir diğeri de, Can Yücel’in şiir kitabı Rengâhenk olacaktır. 

 

Böyle Bir Sevmek - Attilâ İlhan: Şairin sekizinci şiir kitabı, 1979’da Bilgi Yayınevi’nden çıkan Böyle Bir Sevmek, 1980’de toplatılmıştır. 

 

Trabzonlu Delikanlı / Taliplerin Ağıdı / Gül Ekmek - Yaşar Miraç: 12 Eylül askeri yönetiminde gadre uğrayan şairlerden biri de, ilk şiirleri 60’lı yılların sonunda Trabzon’daki yerel gazetelerde yayımlanan Yaşar Miraç. Miraç’ın hikayesinde ilginç olan, 1981 yılının Mart ayında sıkıyönetim mahkemesinde yargılanan ve yedi yıl yasaklı kalan bu üç kitabının ardından, aynı yılın Haziran ayında üç yeni kitap daha yayımlamasıdır: Trabzon’dan Çıktım Yola, Çan Deresi Türküleri ve İçli Şarkılar. Dönemin koşullarının Miraç’ın şiirini nasıl etkilediğinin anlaşılması açısından, Ayrıntı Yayınları’nın Trabzonlu Delikanlı’nın yeni baskısı için hazırladığı sunuş yazısı iyi bir ilk-kaynak olabilir: 

Trabzonlu Delikanlı kitabı, askeri darbeden iki hafta sonra, 1980 Eylülünün son günlerinde TDK Şiir Seçici Kurulunca birincilik ödülüne değer görülmüştü. O andan itibaren de Trabzonlu Delikanlı’nın “siyasi serüveni” yeni bir biçim aldı. Cuntasever yazarlar, dönemin etkin gazetesi Tercüman üzerinden şaire karşı bir saldırı harekatı başlattılar. Aralık 1980’de toplanan Sıkıyönetim Koordinasyon Kurulu, şairin Gül Ekmek ve Taliplerin Ağıdı adlı yapıtlarıyla birlikte Trabzonlu Delikanlı kitabını da yasakladı. Dönemin kimi “ihbarcı” köşe yazarları konuyu “teröristi öven şaire ödül verdiler”e kadar vardırdılar. Asıl hedef TDK idi. Dönemin muktediri General Kenan Evren, meydanlarda yaptığı konuşmada TDK’yı “o kurum, bir zamanlar dağlarda gezen eşkıyayı öven, jandarmaları kötüleyen şiirler yazmış ve eşkıyayı kahraman yapmış bir şiir kitabına birincilik ödülü vermişti” diyerek hedef tahtasına oturttu.” 

 

Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin - Necip Fazıl Kısakürek: Sultan Vahidüddin, Necip Fazıl’ın, Kurtuluş Savaşı’nı Sultan Vahdettin’in başlattığı, Mustafa Kemal’in Vahdettin’den para yardımı aldığı gibi, resmi tarih tezlerinin aksi yöndeki iddialarını içerir. Son padişah Vahdettin’i savunduğu ve Atatürk’ün hatırasına neşren hakaret ettiği gerekçeleriyle kitap yüzünden birçok kez yargılanan Necip Fazıl ile ilgili mahkumiyet kararı, 12 Eylül darbesinden sonra onanmış ancak cezanın infazı dört ay tehir edilmiştir. Necip Fazıl, hapse girmesine az bir zaman kala, 79 yaşında vefat etmiştir. Kitap, Türkiye’de hâlâ yasaklıdır. 

 

The Asker / Çağdaş İlkokul Ansiklopedisi / Komünist İmam / Bizim Lise / Mahpus Yılmaz Güney / Çingene Çocuğu / Bizim Fabrika / 12 Mart Fıkraları - Hasan Kıyafet: Türkçe edebiyatın sosyalist kalemlerinden Hasan Kıyafet, 12 Eylül döneminde çok sayıda kitabı yasaklanan yazarlardan biri olmuştur. Aralık 2009’da, Sanat Cephesi dergisinin 34. sayısında yayımlanan söyleşisinde 12 Mart ve 12 Eylül’den birer “kitap kıyım dönemi” olarak bahseden Kıyafet, 12 Mart Fıkraları ile ilgili bir anısını da anlatır: 

“Özellikle siyasi suçlular askeri cezaevlerinde çok güzel fıkralar türetmişlerdi. Daha doğrusu çoğu yaşanmış gerçeklerdi. Onların unutulup gitmesine gönlüm razı olmadı. Cezaevinde dinlediklerimi Bafra sigarasının nem geçirmeyen yüzüne ince ince yazdım sakladım. Çıkarken bir biçimde onları da çıkarttım. 1976 yılında May Yayınevi’nce kitap haline getirildi. O sıralar TYS’nin başkanı Aziz Nesin’di. Ben de yönetimde idim. Kitabı Aziz abiye şakayla karışık verdim. Şuna bir göz atar mısınız, dedim. Kitabın önüne baktı arkasına baktı, daha tek fıkra okumadan katıla katıla gülmeye başladı. Ben doğrusu bozuldum. Arka kapaktaki dipnota gülüyormuş meğer. O not şöyle idi: “Bu kitaptaki fıkralar her ne kadar yoğunlukla askerlerin aleyhindeyseler de, gerçekte anti-emperyalist bir Kurtuluş Savaşı veren Türk ordusu mensupları kastedilmemiştir, vb…” Aziz abi: “Hasan sen bu notu korkundan yazmışsın. Benzerini ben de yazdım ama hiçbir faydası olmuyor. Yine aynı biçimde dövüyorlar…” dedi.” 

 

Issızlığın Ortası - Mehmet Eroğlu: Issızlığın Ortası’nın bağımsızlık hikayesi, burada bahsedilen diğer kitaplardan biraz daha farklı. Mehmet Eroğlu’nun 1974-1976 yılları arasında kaleme aldığı roman, 1979’da, yayımlanmamış eserlere verilen Milliyet Roman Ödülü’nü Orhan Pamuk’un daha sonra Cevdet Bey ve Oğulları adıyla okuduğumuz Karanlık ve Işık romanı ile paylaşmış, ancak 1980 Darbesi döneminde yayınevi tarafından sakıncalı bulunmuş, yazılışından ancak beş yıl sonra, bazı sözcüklerinden ayıklanarak kitaplaşabilmiştir. Romanın başkahramanı Ayhan hesaplaşmalarıyla Türkçe edebiyatın ayrı bir köşesine oturmuş, maruz kaldığı tüm kırpmalara rağmen Issızlığın Ortası, 12 Mart döneminin baskıcı atmosferini, solculuk mitlerinden uzak, cinsellik, idealizm, birey olma gibi konular üzerinden yansıtmayı başarmıştır.

Please reload

Bizi Takip Edin

19.06.2020

19.06.2020

19.06.2020

19.06.2020

19.12.2018

19.12.2018

Please reload

Son Yüklenenler
Öne Çıkanlar

Üç Dönemin Üç Ütopyasında Aile ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri

19.06.2020

Öncü bir Aziz: Thomas More ve Utopia’sı

Sir Thomas More tarafından 1516’da yayımlanmış ve ilk ütopya eseri olarak kabul edilen, hatta bu türe de adını...

1/10
Please reload

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon