“Yılan Uykusu”ndaki İnsan

Sait Faik Abasıyanık “Yılan Uykusu” adlı öyküde insanın karmaşıklığını ve benzersizliğini iki hüviyetsiz karakter üzerinden anlatır. Öykü iki bölümden oluşur: İlk bölümde yazar ikinci tekil anlatıcıyı kullanarak doğrudan okuyucuya seslenir, ikinci bölümde ise anlatıcı birinci tekil şahıs perspektifinden bir odada yaşananları anlatır. Hikaye, insanı sınıflandırmaktan kaçınır ve insanın çeşitliliğine ve değişkenliğine odaklanır. Karakterlerin cinsel kimlikleriyle ilgili herhangi bir ipucu vermeyerek karakterleri toplumsal çift cinsiyetlilik bağlamında basite indirgemekten çekinir ve karakterlerin üzerinde tüm insanlığın bir takım özelliklerini ve karmaşıklığını biriktirir. Öykü boyunca da bu karmaşık “insan”ı anlamaya çalışır.

 

Yazar “Yılan Uykusu”nda cinsiyet kavramını ve dolayısıyla büyük bir sınıflandırmayı ortadan kaldırarak karakterlerin doğrudan insan oluşlarına odaklanır. Karakterlerin insan olmak dışında, isimleri ya da ayırt edici herhangi bir özellikleri yoktur ve ilginçtir ki bu onları farklı kılar. Yatağın kenarında büzülmüş yatan kişiyi “[i]şte o da senin gibi; elli ayaklı, kaşlı gözlü, sıhhatli hasta, sarışın esmer, kafası var, saçları var, kirpikleri var” gibi herhangi birinde olabilecek özelliklerle tanımlar. Bu benzerliklerden yola çıkarak, yataktaki kişinin herkes gibi “apaynı” olduğunu söyler. İkinci paragrafta ise kişiyi “apayrı” olarak tanımlar. Bu tezat sayesinde bireyleri insanlık çatısı altında toplarken, bir yandan da her bireyi tamamıyla kendine özgü olarak ele alır. Öyküye göre insan, cinsiyet de dâhil olmak üzere sınıflandırılamayacak ve tahmin edilemeyecek derecede
sürprize açık, karmaşık ve tuhaftır.

Öykünün ilk bölümünde doğrudan okuyucuya seslendikten sonra ikinci bölümünde insanın karmaşıklığını karakterler üzerinden resmeder. Yatakta yatan kişiye “[D]emin yanımda olan,” “burada sizinle beraber bulunan” diye hitap eder ve böylece karakterlerin cinsiyeti hakkında hiç bir ipucu vermemeye devam eder. Yazar sık sık karakterlerin çocukluklarından bahseder. Anlatının bu yanı oldukça yoruma açık olmakla birlikte çocukluğun ve “çocuk” kelimesinin cinsiyetsizliğinden yola çıkarak karakterleri cinsiyetsiz ele almaya yönelik bir girişim olarak düşünülebilir. Karakterler kadın veya erkek gibi kalıplar içerisinde yer almadıkları için okuyucu
tarafından getirilebilecek toplumsal rol ve ön yargılardan da kurtulmuş olurlar. Günlük hayatta belli kategorilere yönelik önyargı ve beklenti eğilimleri o kadar gelişmiştir ki, karakterlerin bu kalıplara girmemeleri okuyucunun karakterlerin eylemlerini yorumlamasını veya öngörmesini imkânsız kılar ve okuyucuda afallamaya sebep olur.

 

Öyküde, insanların karmaşıklığı birbirlerini anlamalarını güçleştirir ve öykü insanlar arasındaki bu
anlaşmazlığı çözmeye çalışır. Mekân ve karakterler durağanlıktan yoksundur ve tahmin edilemez şekilde değişir, yer değiştirir ve soyut bir hale bürünürler. Yazar insanın değişkenliğini yansıtmak için sıkça “demin” ve “birdenbire” kelimelerine yer verir. “Dondum sobalı odada yapayalnız” diyen anlatıcı yataktaki kişinin yanında sıcaklık bulur. Fakat biraz sonra “[b]irden bire yine garip hissetmiştim her şeyi” der. Sait Faik, sobalı odada donmak tezatlığıyla ve anlatıcının değişen ruh haliyle insanın karmaşıklığını ve tutarsızlığını gösterir. İnsanın bu karmaşası anlaşmazlıklara yol açar ve anlatıcı öykünün başından beri bu anlaşmazlığı bir yere vardırmaya çalışır ancak bu anlaşmazlık tam anlamıyla çözülmeden hikayede bırakılır. Odaya birden bire giren kızgın adam ve kuş, anlaşmazlığın bir miktar çözülmesinde önemli rol oynar. Kızgın adam anlatıcıyı sorgulamaya başladığında anlatıcı “üstüme bir şey alayım” diyerek odadan çıkar fakat geldiğinde “oda birdenbire değişivermiş[tir].” Biraz önce üşüyen adam şimdi kanepede rahatça sigarasını içiyordur ve anlatıcıya sakince “anlaştık, anlaştık” der. Öykünün başında “Haydi bakalım bil onu. Anla bakalım”diyen anlatıcı, bu şekilde, iki kişi arasındaki anlaşmanın yatıştırıcı etkisini gösterir. Anlaşmalarına sebep olanın ne olduğu sorulduğunda ise kuşun ona anlattıkları olduğunu söyler. Anlatıcı çocukluğunda herkesin duyduğu “bana kuşlar söyledi” deyişinden yararlanarak kuşu iki karakter arasındaki iletişim ağı olacak şekilde kurgulamıştır. Adam ayrıldıktan sonra, öykünün sonunda, anlatıcı ısınmış odada uyuyan kişinin yanına yatar ve kuş bir onun bir diğer kişinin kafasına konar. Sonunda öykünün başından beri süregelen büyük hareketlilik ve değişim yatışmıştır, yerini “mışıl mışıl” bir uyku almıştır.Kuş iki kişi arasında yine bir iletişim aracı olmuştur ve onların sembolik bir şekilde birbirlerini anlamalarını sağlamıştır.

 

“Yılan Uykusu” anlatımı, olay örgüsü ve mekânının soyutluğuyla idaresi güç bir öyküdür.Öykünün bu özelliği ve karakterler karmaşa içerisinde bir harmoni oluşturur. Sait Faik, her davranışı ve ifadesiyle farklı olan insanı toplum tarafından oluşturulmuş kalıplara sığdırmaz ve karakterler yoluyla bu insanı anlamaya ve anlatmaya çalışır. Öte yandan öykü boyunca insanın anlaşılmazlığına da vurgu yapar.

Please reload

Bizi Takip Edin

19.06.2020

19.06.2020

19.06.2020

19.06.2020

19.12.2018

19.12.2018

Please reload

Son Yüklenenler
Öne Çıkanlar

Üç Dönemin Üç Ütopyasında Aile ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri

19.06.2020

Öncü bir Aziz: Thomas More ve Utopia’sı

Sir Thomas More tarafından 1516’da yayımlanmış ve ilk ütopya eseri olarak kabul edilen, hatta bu türe de adını...

1/10
Please reload

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon