Gümüş Beyazı Sırtında Beni Taşır Mısın?

Karakterler


Laura: 30 yaşlarında Alman bir ka­dındır. Yönetmen yardımcısıdır.

Gorilla: 15 yaşında Kongo’dan Al-manya’ya getirilmiş erkek bir goril­dir.

Yönetmen ve baştaki ofis çalışanları

Doktor: Aynı zamanda dış ses

Yer: Almanya’da bir ofis.


Tek Perde

(Sahne, bir ofis olarak dizayn edil­miştir. Sahnenin ortasında dört tane kübikten oluşan bir platform vardır. iki önde iki arkada olan kübiklerin geriye doğru artan bir eğimi oldu­ğu için bu dört kübik de görülebi­lir. Dört kübiğin içinde üç insan ve önde bir goril bulunmaktadır. İşlerle ilgili hareketleri aynı anda ayni şe­kilde yapmaktalardır. Diğer üç insan hızlı ve uyumlu bir şekilde hareket ederlerken gorilin bazen şaşırdı­ğı görülür. Ama goril her seferinde çaktırmamaya çalışarak devam eder. Platformun etrafında kameralar ve çekim ekibi vardır.)


Dış ses: Gelecek teknolojisini elin­de tutan şirketimiz Sehr Gut Tech gururla sunar: yapay zekâ teknolo­jisi sayesinde insan zekâsına sahip ilk hayvan: gory. Gory dakikada 100 kelime konuşabilir, okuyabilir hatta yazabilir. Sosyal çevreye uyumlulu­ğu ile de uzman psikologlarımızdan tam not alan Gory, ofisinizde sizin en büyük destekçiniz olacaktır. Sehr Gut Tech!


Yönetmen: Kestik! Geçmiş olsun ar­kadaşlar iyi bir iş çıkardık.

(Gorilla devam etmektedir. Herkes toparlanıp çıkar. Geriye bir tek Lau­ra kalır. O da çıkacakken Gorilla’nın devam ettiğini fark eder.)

Laura: (Gorilden çekinerek) Kestik. (Gorilla’dan cevap gelmediğini gö­rünce) Çekimler bitti. Çalışmana ge­rek yok.

Gorilla: (İşinden kafasını kaldırır.) Bana mı diyorsunuz?

Laura: (Şaşkın bir şekilde) Evet, tabii herkes gitti.

Gorilla: Düşündüm ki, bir an ismimle hitap etmeyince başka birine sesle­niyorsunuz.

Laura: Yok size, sana… Bitti yani gi­debilirsin.

Gorilla: Bittiğini biliyorum. Benim işim bitmedi.

Laura: (Hala çekinerek) Burada çe­kim için bulunuyoruz, o bitince se­nin işin de bitiyor hani.

Gorilla: Burada iş için bulunuyoruz. Burası bir ofis.

Laura: Yok, sahne burası.

Gorilla: Sizin için sahne olabilir ha­nımefendi. Ben her gün burada ça­lışıyorum. Diğer ofis arkadaşlarım nereye gitti?

Laura: Oyuncuydu onlar. (Gorilla an­lamamaktadır.) Yani tabi iş arkadaş­ların aynı zamanda.

Gorilla: İkinci söylediğinize katılı­yorum. Bana bugün için ofisimizin burası olduğunu söylediler. Bana verilen bilgiye göre biz çalışırken bir yandan siz de çekim yapacaktınız. Çekiminizi yaptınız, sizin işiniz bitti. Benim hala yazmam gereken kodlar var.

Laura: Tabi... Yani sen öyle diyorsan. Neyse ben çıkıyorum o zaman. Sana eşlik edecek birileri yok muydu? Sanki bana birinin gelip seni alacağı söylenmişti.

Gorilla: Evet, Daniel Balinski, özel korumam gelip beni alacak. Benim onu aramamı bekliyor.

Laura: Gitsem senin için sorun olur mu?

Gorilla: Benim izin vermeye yetkim yok.

Laura: İzin istemiyorum zaten. (Eş­yalarını toplayıp çıkmaya yeltenir­ken) Kalmamı mı istiyorsun?

Gorilla: Kalmanız gerekmiyor.

Laura: (Tam çıkarken) Bir saniye! Se­nin yüzde kaçın yapay zekâ?

Gorilla: Yüzde elli. Geriye kalan yüz­de elli de bir Homosapiens'e en ya­kın hayvan zekasıdır.

Laura: Peki görüntün?

Gorilla: Görüntün derken ne demek istediniz?

Laura: Yani fiziksel olarak hep böyle miydin? Bilmiyorum ben hep goril­lerin böyle 200 kilo civarı iri hay­vanlar olduğunu düşünürdüm. Sen biraz sıskasın sanki.

Gorilla: Özel bir diyet uyguluyorum. Şehir yaşamına adaptasyon süre­cinde olduğum için ne normal bir insanın ne de normal bir gorilin bes­lendiği şekilde beslenemem. Ayrıca fiziksel olarak iri ve hantal olmak­tansa fit olmamın sosyalleşmeme artısı olduğu gözlemlendi.

Laura: ( Gorili biraz inceler.) O zaman ten rengin de bu yüzden daha açık. Yani hala siyahsın da... (Birbirlerine anlamsızca bakarlar.) Ama sırtındaki şekil güzelmiş. Dart gibi. (Anlamsızca bakışmalar.) Neyse ben gidiyordum. (Kapıyı açmaya çalışır kapı açılmaz.) Ee? Kapı kilitlendi mi? Açamıyorum.

Gorilla: Endişelenecek bir şey yok. Daniel gelince açılacaktır.

Laura: Ne demek Daniel gelince! Gelsin o zaman. Lütfen arar mısın? (Gorilla’dan cevap yok.) Seninle ko­nuşuyorum. Korumanı arar mısın? (Hala tepki alamayınca sinirlenir.) Ya arasana şu adamı!

Gorilla: İşim daha bitmedi.

Laura: Pardon? Arasana ben kala­mam burada bir hayvanla.

Gorilla: O sizin sorununuz.

Laura: Klostrofobim var, nefes ala­mam, bayılırım, boğulurum.

Gorilla: Bakın hanımefendi, beyni­niz yegâne gücünüzdür. Halkımızın da söylediği gibi her şey beyinde başlayıp bitiyor. Derin nefes alıp verin. Kendinize iyi olduğunuza dair telkinde bulunun.

Laura: Ara diyorum, ver o telefonu bana, (Laura telefonu almaya gi­derken birden Gorilla’nın sert ba­kışları ve dişlerini gıcırdatmasıyla karşılaşır. Korkarak geri kaçar.)

Gorilla: (Hiçbir şey olmamış gibi) Merak etmeyin az kaldı, tam olarak 1 saat 13 dakika.

Laura: İyi o zaman. Ben şey yapa­rım, beklerim. Yok bekleyemem. Ararım o zaman birilerini. (Çan­tasını karıştırmaya başlar.) Böyle çözümler hep aklıma sonradan gelir. (Telefonunu çıkarır, birini arar.) Alo, benim... Laura! ya kimi... arasam bilemedim. (Telefon kapa­nır.) Sehr gut tech ofisinde- (Cevap alamayınca) Alo! Allah kahretsin, senin de şarjın bitsin aptal telefon. (Dış sesi taklit ederek) “Telefon şarjını bir haftaya kadar dayansın, sehr Gut Tech.” Yalancılar!

Gorilla: Bu nomofobikler için ge­çerli değildir. Güç tasarruf halinde şarjınız normalde 1 ay bile gidebi­lir.

Laura: Pardon?

Gorilla: Nomofobi, telefonsuz veya kapsama alanı dışında kalma kor­kusudur. Sizin anlamanız için halk arasında telemanyak olarak bili­nen kişilerin hastalığı olduğunu söyleyebilirim.

Laura: Korku veya herhangi bir hastalık ile bir alakası yok canım, seninki de laf.

Gorilla: Bazı psikologlar, bu fobinin bir kısım vakalarda Homo Discon­nectus’luğa giden yolda aslında kendini koruma yöntemi olarak kullanıldığını gözlemlemişlerdir. Hasta toplumdan kopacağını sez­diği zaman yapay yollardan top­luma geri bağlanmaya çalışır. Ama diğer psikologlar da tam tersi bu hastalığın Homo Disconnectuslu­ğun önemli bir katalizörü olduğu­nu söylüyorlar.

Laura: (Şakaklarını ovalamaya başlar.) Vızır vızır… Konuşuyorsun. Korkmuyorum, kopmuyorum. Ben sana niye anlatıyorum bunları! Ah! Başım! Şuradan bir ağrı-

Gorilla: Şu dolapta bitki çayı olma­lı, kendinize çay yapıp sakinleşme­lisiniz.

Laura: Yok, çay kesmez.

Gorilla: İlk yardım çantası da ora­dadır. Açıp ağrı kesici alabilirsiniz. Yalnız tavsiye etmem çünkü fazla hap kullanımı bağırsaklarınızdaki bakteri sayısını azalttığı için zarar­lıdır.

Laura: (Dolapta aramaya başlar hapı bulur ve içer.) Aç karnına mıy­dı ki bu? Aman neyse kısa sürede etkisini gösterse bari.

Gorilla: Cesurca bir hareket. Yan etkilerinden korkmuyorsunuz an­laşılan.

Laura: Biraz susar mısın? (Goril­la hayhay dercesine başını sallar. Laura başını ellerinin arasına alıp biraz dinlenmeye koyulur. Sonra aklına bir şey gelir.) Sen nereden biliyorsun bu dolapta çay ve hap olduğunu?

Gorilla: Bakın başınız ağrıyor diye susmamı rica ettiniz, kabul ettim. Şu an ben bu eylemi sürdürmeye kararlıyken bir anda fikir değiş­tiriyorsunuz. Bu kadar kararsız­lık iş hayatınıza yüzde onluk kötü bir etki yapacak kadar zararlı bir davranıştır. Sorunuzun cevabına gelirsek Norveçli bilim adamları­nın yaptığı son araştırmalara göre Almanya’da bir yılda bitki çayları tüketiminde listenin başını çeken yerlerin ofisler olduğu gözlemlen­miştir.

Laura: Norveçli bilim adamlarının işi gücü yok Almanya’da çaya mı takmış! Of başım!

Gorilla: Bu bir metafordur, hanı­mefendi. Gerçekliği kanıtlanma­mış veya hiç var olmamış bilimsel bir bilgi için kullanılır. Ayrıca iş güvenliği yasası kapsamında ofis­lerde ilk yardım çantası bulundur­mak zorunludur. Sonuç olarak o dolapta çay ve hapın olma yüzdesi yaklaşık olarak-

Laura: Yeter ya, lütfen. (Onu taklit ederek) Susma eylemine geri dö­nebiliriz bence. (Bir sure oflar puf­lar ama duruma alışmaya da çalı­şır.) Ben ne yapacağım bunca saat o zaman? (Oturur önce sonra canı sıkılır. Kendi kendine konuşmaya başlar.) Şarj aletim de yok ya...

Gorilla: Bağımlılık tedavileri için iyi bir psikolog önerebilirim.

Laura: Sesli düşünen insanların düşüncelerine karışılmaz. Sana bunu kodlamayı unutmuşlar.

Gorilla: Saldırı! Demek ki teşhisimi kabul ettiniz. Mesai saati boyunca ortalama 2.25 dakika aralıklarla sosyal medya hesaplarınıza bak­tığınızı ve hikaye akışınızı güncel­lediğinizi düşünürsek zaten kabul etmelisiniz.

Laura: Bütün gün beni mi izledin?

Gorilla: Size özel bir şey değil. Bu yaptıklarım, iş hayatında başarı­sızlıklar ile ilgili yürüttüğüm araş­tırmanın bir parçasıdır.

Laura: Ben... Ne! Ben başarısız mı­yım? Ne yani ben başarısızım ama sen benim üzerimden akademik bir araştırma yaptığın için başarı­lısın öyle mi? Sen sanıyor musun ki güncellenmeyeceksin, bir üst sürümün çıkmayacak! En azından ben kaybetsem de kazansam da ben olacağım. Hafızam yerinde du­racak. (Gory işini yapmaya devam eder. Laura sakinleşmeye çalışa­rak) Bak, sana kızmıyorum aslında. Biliyor musun ben de bir aralar senin gibi çok çalışırdım. Sonra baktım otuzuma geliyorum, hala yönetmen yardımcısıyım, bıraktım.

Gorilla: Yardımcı olmak kötü bir şey değil diye biliyorum. Grup ola­rak çalışılan işlerde ortaklaşmak esastır.

Laura: Senin üstlerin yok mu? Sana emir verenler?

Gorilla: Var tabii ama onun da gö­revi o. Hepimizin belli bir görevi var. En iyi şekilde yaptıktan sonra emir vermek almak önemli değil­dir.

Laura: Senin emir verdiğin kimse olmadığı nasıl da belli!

Gorilla: Şu an çalışıyorum da biraz sessizlik rica edebilir miyim?

Laura: Dur daha yeni başladık. Daha bunun para kısmı var. Aynı saat çalışırsın, hatta sen köpek gibi çalışırsın ama o daha fazla para alır.

Gorilla: Daha fazla para alınca sizin için ne fark ediyor?

Laura: (Düşünür.) Tabii ki refah se­viyen artar.

Gorilla: Refah seviyesi artmış bir insan neyi farklı yapar?

Laura: Eh sen de, ne bileyim, oraya gider burada gezer. Onu alır, bunu yer şunu içer... Yani kaç farklı şe­kilde bunu yapabilirsen yaparsın. (Kendi kendine) Ben çay yapacak­tım sahi, hangi dolaptaydı? Kahve de varmış. Kahve ister misin?

Gorilla: Kahvelerden pek hoşlan­mıyorum, tadı genzimi yakabiliyor. Ayrıca dişlere de zararlıdır.

Laura: İstemiyorsun yani. (Kahve yapmaya başlar.)

Gorilla: Ama kokusu güzel. Kahve çekirdeği kokusundan hoşlanıyo­rum.

Laura: Bakalım dolapta başka ne­ler var? Evet, buzdolabı tam takır. Burada ne varmış. Tuz, şeker... a çikolata.. yüzde altmış kakao. Kah­venin yanında iyi gider. Çikolata­dan hoşlanıyor musun peki?

Gorilla: Çikolatanın tadını bilmiyo­rum. Daha önce hiç yemedim.

Laura: (Kahveyi göstererek) Kaç şeker?

Gorilla: İstemem, teşekkürler.

Laura: (Arayı düzeltmek için) İyi fazladan yıkayacak kaşık çıkmadı. (Muhabbet kurmak ister.) Sen ne­reliydin? Bunlar hep sizin oralar­dan sanki, Sudan? Zambia? Tabii, Kongoydu. Anlaşılan memleketini bilmiyorsun.

Gorilla: Bilirim sabahını, ikindisi­ni, akşamlarını, kahve kaşıklarıyla çıkarmışım ömrümün tutarını. (La­ura anlamamış bir şekilde bakar.) Bu aralar arama motoruna en çok girilen şiirdir. (Laura, alakasını an­lamadığını gösteren bir hareket yapar.) Almanya’yı tanıyorum.

Laura: (Kahvesini götürür.) Buyur, içmesen de koklarsın. (O sırada da Gorilla’nın ne yaptığına bakar.) Bu araştırman mı? İlginç, burada sadece bilgisayar kodu var... Peki ne yazıyor? Aa dur bir saniye! Daha önemlisi kaç kişide yaptın ve ben testi geçtim mi?

Gorilla: Gizlilik politikası gereği ko­nuşamam.

Laura: Peki, böyle ilginç vakalar var mı?

Gorilla: Elbette var. Mesela komşu masalarda çalışan iki kişi sürekli birbirlerinin işini kontrol ediyor. Kim önde, kim daha çok çalışıyor diye... Bir gün bir tanesi diğerinin saatini gizlice bozuyor. Saati geri kalan bir daha hiçbir şekilde iş temposunu yakalayamıyor.

Laura: Saatini yaptırmak aklına gelmiyor mu?

Gorilla: Bir kere bozulan bir saati tamir etmenin bir faydası yoktur.

Laura: Peki… Başka?

Gorilla: Başka...Üstlerinden sürekli terfi isteyen bir çalışan vardı. Bu kişinin tek görevi kağıt eritme ma­kinesinde…

Laura: Geri dönüşüm makinesi mi?

Gorilla: Hayır, kağıt eritme. Daha şiirsel. Bu kişinin görevi bazı ev­rakları imha etmekti. Ama bu çalı­şan verilere kıyamadığı için eriti­len kağıt parçalarını tekrar tekrar birleştiriyor.

Laura: Geri dönüşüm- kağıt eritme makinesinden çıkan parçalar çok küçük ama... Neyse bu önemsiz. Terfi edebildi mi peki?

Gorilla: Siz söyleyin.

Laura: Ben nereden bilecekmişim. A tabi ya, benimle ilgili data top­luyorsun. (Tepesine dikilir. Gorile daktilo kullanıyormuşçasına dav­ranır.) Gir bakalım. Laura Brodbe­ck. Doğum 3 Nisan 2017 Bavyera. Yönetmen... (Gorrille bakışırlar.) Yönetmen yardımcısı... (Yine bakı­şırlar.) Sinemayla meşgul olan ama yönetmene kahve taşımaktan baş­ka bir halta yaramayan. (Goril yine bakar.) Ya daha ne diyeyim istiyor­sun!

Gorilla: Yazacak yer kalmadı.

Laura: Y-A-R-D nokta yönetmen, yaz geç işte. Başka ne bilgiye ihti­yacın var?

Gorilla: Aileniz kimlerden oluşu­yor?

Laura: Üç adet noktadan.

Gorilla: Hayatta en sevdiğiniz in­san?

Laura: Kendim dışında mı?

Gorilla: Herhangi bir varlık da ola­bilir aslında.

Laura: (Düşünür biraz.) Çiçeğim var evde… Kaktüsüm… Evet o olabilir. Ya da onu çöpe atmıştım. Rahmetli kaktüsümün saksısı diyelim. E hadi sonuç ne?

Gorilla: Bir saniye verileri analiz ediyor. Evet… (Ekranda başarı pro­fili çıkar.) Başarı yüzdesi 17. Başarılı olmasını sağlayan unsurlar: Kalı­tımsal zekâ. Başarısızlık sebepleri: Özgüven eksikliği, güven eksikliği, dikkat dağınıklığı, hedef eksikliği, disiplinsizlik, kıskançlık, hırsları­nı doğru yöne kanalize edememe, kısa yoldan başarıya ulaşma isteği, kibir, yanlış iş seçimi, başarısızlı­ğın asıl sebeplerini yanlış yerlerde arama, kendi yerine hep başka in­sanlarda suç arama-

Laura: Yeter! Bu ne saçma bir prog­ram. Yani bu kısa konuşmadan çıka çıka bu mu çıktı?

Gorilla: Deney parametrelerimiz defalarca test edilmiştir ve güve­nilirliği yüzde yüzdür.

Laura: Yok ya, demek parametrele­riniz test edilmiş.

Gorilla: Elbette. Her durumda sizi gözlemler ve davranışlarınızın analizini size en güvenilir şekilde söyler.

Laura: Demek her duruma diyecek sözü var. Bakalım buna ne diye­cek? (Gidip bilgisayar sisteminin fişini eline alır. Fişi çeker. Elektrik­ler gider.) Evet ne diyor testlerin? (Karanlıkta Gorilla’nın hırlamaları duyulur. Elektrikler geri gelir. Laura Gorilla’nın yerinden kalkıp sinirle kendine doğru yürüdüğünü görür.) Gory… Gory… sakin olur musun? (Gorilla duymuyordur. Elektrikler sürekli gidip gelmeye başlar. Her açıldığında Gory birkaç adım daha yaklaşmaktadır.) … Lütfen dur! Şa­kalaşıyorduk. Ben… Ben özür dile­sem?

Gorilla: Mahvettin!

Laura: Fişi tekrar takayım… mı?

Gorilla: Yıkmaktan başka ne bilir­sin.

Laura: Gelme, lütfen. Geriye döne­biliriz. Emeklerin kaybolmamıştır.

Gorilla: Emek şişirdiğin bir kelime.

Laura: Hiçbir şey öylece yok ola­maz ya…

Gorilla: Yoktan da var olamaz. Hep böyle söyledin.

Laura: Bak! Bana zarar verirsen kendi sonunu getirirsin.

Gorilla: Ama beni var ettin.

Laura: Dur diyorum!

Gorilla: (Daha kinayeli bir şekilde) Beni var ettin!

Laura: Yaşama hakkım var.

Gorilla: (Gorilla bir an yavaşlar yürümeye devam eder.) Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.

Laura: Tabii ya! Bak sen de aynı şeyi düşünüyorsun.

Gorilla: İnsan Hakları Evrensel Be­yannamesi Madde 3’ten bir alıntı­dır. Senin hakkın.

Laura: Senin de hakkın. Sonuçta hepimiz birlikte yaşıyoruz. Yarın hala insan. İnsansın sen.

Gorilla: (Biraz duraklar. Laura bunu fark eder.) O zaman neden değiş­tiriyorsun beni? (Yürümeye devam eder.)

Laura: Ne dememi bekliyorsun? (Birkaç kelimenin üzerinde nasıl etki edeceğini görmeye çalışır, kor­karak) Ahlak? Din? Tanrım! Sevgi? Sadakat? Yasa? Yüce İsa! (Korku­dan kapanıp sesli sayıklamaya başlar.) Ceza, barbarlık, birlik, eşit­lik, barış, ulus, kardeşlik, devlet, üst insan, medeniyet… (Medeniyet deyince birden Gorilla tıslayarak korkudan geriye doğru kaçar. Laura da fark eder.) Medeniyet? (Gorilla biraz daha geri gider. Gorilla’nın bu kelimeden korktuğunu fark eden Laura, bu durumdan zevk almaya başlamıştır.) Medeniyet! (Gorilla’yı sahnenin en köşesine sıkıştırır.)

(Birden Gorilla’nın telefonuna me­sajlar gelir. İkisinin de dikkati dağı­lır. Gorilla gidip mesaja bakar.)

Gorilla: “Değerli çalışanlarımız, az önce sistemimizde yaşanan bir arızadan dolayı, binamızda bir güvenlik sorunu oluşmuştur. 49- 55-64 numaralı özel durumlu ofis­lerimizin kapıları bugün bir saat süreyle kilitli kalacaktır.”

Laura: Ofis 64 burası! Daha fazla ki­litli kalamam ben burada.

Gorilla: “Mesai saatleri dışında bi­namızda çalışanların bulunması yasak olduğu için bu durum hiçbir çalışanımızın sağlığını etkileme­yecektir. Yine de durum kontrol altına alınamadığı takdirde binayı boşaltmanızı rica ederiz.”

Laura: Bizim burada olduğumuzu bilmiyorlar.

Gorilla: Senin burada olduğunu bilmiyorlar. Evet, senin burada ol­man yasak.

Laura: Daniel’ı ara, lütfen.

Gorilla: O da mesaj atmış zaten. Gelemeyeceğini söylüyor.

Laura: Böyle bir şey nasıl müm­kün olur ya? Her şey tek bir fişe mi bağlıydı yani? Mail atalım. Evet, evet geri mail at.

Gorilla: Bir mail daha gelmiş.

Laura: Ne?

Gorilla: İşten çıkarılanların listesi. (Listeye bakmaya başlar.)

Laura: (Korkarak) evet?

Gorilla: Çıkarılmamışım.

Laura: Seni değil kendimi soruyo­rum. Hadi bekleme.

Gorilla: (Listeye bakar.) K…M…La… Çıkarılmışsın.

Laura: Şerefsizler. Köpekler… Ben bu şirkete de reklamcılığa da… Kaç yılımı verdim, biliyor musun?

Gorilla: Anlıyorum. Olur böyle şey­ler.

Laura: Ne anlıyorsun ya sen? Ne biliyorsun? Kariyerinle ilgili hayal­lerin mi var? Aynı eğitimden ge­çersin, ondan daha çok çalışırsın ama o herif yönetmendir, sense asistanı. Asistanlık ne? Ben bunca yıllık eğitimi, deneyimi, her şeyi (Etrafında gördüğü kalem kâğıdı atmaya başlar.) bir elimde kağıt bir elimde kalem not tutayım diye mi aldım? (Kamerayı görür.) Bu sıçtığı­mın aleti içindi her şey.

Gorilla: Sakin ol. Kamerayı bırak. Biliyorum işten çıkarılmak zor bir durum.

Laura: Ya sen kimsin de neyi bili­yorsun? Burada ne işe yaradığın belli değil. Ne derdin var senin ha­yatta? Evde bakmak zorunda ol­duğun çocuğun mu var sanki?

Gorilla: Yok ama bildiğim kadarıyla senin de yok.

Laura: İşte niye yok? Bu sıçtığımın işinde yükselmek için yok. Bu göt­lek herifler benden daha önde ol­masın diye yok. Sonuç, ne işim var ne ailem!

Gorilla: Hepsi olur zamanla. Başka bir yerde iş bulabilirsin. Alman­ya’da işsizlik oranı oldukça az, yak­laşık olarak yüzde…

Laura: Sen nasıl bu kadar sakinsin? Düşündüğünde benden çok senin hayatına sıçtılar. Resmen seni ke­sip biçtiler.

Gorilla: Ben şu an işten atılmadı­ğım için bana saldırıyorsun. Man­tıklı.

Laura: İşte kalsan kaç yazar. Bey­nin kendi beynin değil, hal hare­ketin kendi hareketin değil… Ne insansın ne hayvan.

Gorilla: Zekamı arttırmaları için operasyondan geçtim, evet. Canım yandı mı hatırlamıyorum. Sadece bazen gece olduğunda yatakta ya­tarken garip hissediyorum. Garip kelimesi çok betimleyici olmadı tabii farkındayım. Nasıl açıklayabi­lirim? Soğuk bir metale değmişim gibi. (Kendini zorlamaya başlar.) Belki demir bir masa… Bilmiyo­rum… Onlarca insan beni izliyor­muş hissi, uyuyamıyorum. Yatağım rahatsız belki de. Yine de düşü­nünce şu an yaşam standardım es­kisine göre daha iyi.

Laura: Demek eskiyi hatırlıyorsun, öyle mi? Anıların var mı ki senin? Hepsini silmişlerdi. Nasıl çağırır­lardı eskiden seni? Eskiden konu­şabildiğin dili şimdi konuşabiliyor musun?

Gorilla: Şu an 30 modern dili, 5 tane de antik dili konuşabiliyo­rum. Eskiden kast ettiğiniz antik dil değil mi? (Laura, hayır anlamın­da başını sallar.) Hayvanlarla neyi konuşabilirim ki! Bir şiirden alıntı yapsan anlamazlar. Bir resme bak­mayı bilmezler.

Laura: En yakın arkadaşı özel ko­ruması olan biri bunları söylüyor. Pes! Eminim Daniel, bir Dürer ile Hoffmann’ı ayırt edebiliyordur.

Gorilla: Başka arkadaşlarım da var. Doktorum-

Laura: Boşver şimdi onları. Sana ne yaptıklarını görmeye çalışsana. Seni, kendi özünden koparıp olma­dığın bir şeye dönüştürmeye çalı­şıyorlar. Dönüşemediğin zamanda seni cezalandıracaklar. Bunu en­gelleyebiliriz.

Gorilla: Herhangi bir şey yapmak istemiyorum. Böyle bir şeye yet­kim yok.

Laura: (Gorilla’nın telefonunu alır.) Hemen şimdi… Bir canlı yayına ba­kar.

Gorilla: Telefonumu geri ver.

Laura: (Canlı yayını başlatır.) Mer­habalar, burası Sehr Gut Tech şir­keti, Ofis 64, ben Laura, şirketin rek- lam yönetmeni asistanı­yım… yani asistanıydım… Bugün yanımda ülkemizin medarı iftiha­rı Gory var. Selam versene Gory. (Gory isteksizce elini sallar.) Şimdi biraz skandal yaratalım. Gory ger­çek adın ne? (Gory sessizce du­rur.) Aa, Gory gerçek adını bilmiyor tabi. Çünkü bütün hafızası silindi. Kendine dair bir kimliği yok, ben­ce yani. Peki sizce? Merak ettiğiniz ne varsa şu an Gory cevaplayacak. Gory ismin başka ne olabilirdi?

Gorilla: Bilmem… Goril olabilirdi. Gorilla… Belki Gorilla olabilirdi, gerillayı hatırlatıyor.

Laura: Tanıştığımıza memnun ol­duk Gorilla. Tabii şimdi sen aileni de hatırlamazsın, ama gorillerin aile yapılarını düşün mesela. Kaç kardeşin vardır?

Gorilla: Bilmiyorum. Goriller ve benzer maymun türleri hakkında bilgi edinmem yasak.

Laura: İnanamıyoruz! Böyle bir şeyi nasıl kontrol edebiliyorlar ki?

Gorilla: Hafızam her günün sonun­da bir hard diske depolanır. Bu depolama işlemi sırasında öğren­diğim bilgiler taranır.

Laura: Sehr Gut Tech bunları bizim­le paylaşmamıştı. Bir soru geldi. Sorumuz şu: “Aşık olabiliyor mu­sun?”

Gorilla: Aşk diye bir şey yoktur.

Laura: Başka bir soru: Porno izliyor musun? İzliyorsan insan pornosu mu yoksa gorillerin çiftleşme bel­geseli mi?

Gorilla: Ben kısırlaştırıldım. Böyle isteklerim olmuyor.

Laura: Ay zavallı! Artık biraz daha şirket hakkında konuşalım. Sen­den önce kaç deney yapıldı?

Gorilla: Kast ettiğiniz goril bede­nine insan yapay zekası koymak­sa 63 kez. Farklı hayvan türleri ile olanları düşünürsek 232. Tam tersi işlemi düşünürsek onunla da 250.

Laura: Tam tersi işlem?

Gorilla: İnsan beynini bedeninden ayırıp insan beyni yerine hayvan beyni koymak.

Laura: Ne? Sorular yağıyor… Nasıl bir işlem bu? Kadavraya mı?

Gorilla: İnsan canlıyken bu işlemi yapmak zorundalar.

Laura: (Yazılanları okumaya devam eder.) Şirket hemen deneklerin isimlerini açıklasın. Katiller! Ca­navarlar! Sehr Gut kapatılsın! Sehr Gut bunun bedelini ödeyecek!

(Birden elektrikler gidip gelmeye başlar. Bir yerden patlama sesleri gelir. Binanın içinde yangın var­dır. Telefon kendiliğinden kapanır. Alarm çalar. İçeriye dumanlar dol­maya başlar.)

Gorilla: Böyle bir şey yapmama­lıydık. (Duraksar.) Sen yaptın. Sen böyle bir şey yapmamalıydın.

Laura: Ne... N’oluyor? Sorunu kont­rol altına alamamışlar. Neyi bece­rebiliyorlar ki!

Gorilla: Sana yapma demiştim. İki­mizi de öldürteceksin. (Sisler çok arttığı için öksürmeye başlarlar.)

Laura: Ben düşünemedim. Gory, bir şey yap!

Gorilla: Senin hatan. (Uyarı sesi duyulur: “Tehlike! Lütfen maskenizi takınız. Tehlike!”)

Laura: Maske? (Şiddetli öksürükle­rine artı halsizleşmiştir artık.)

Gorilla: Şurada olmalı. (Dolabı açar. Şok olur.) Bir tane... Senin bu­rada olman yasak…

Laura: Lütfen. N’olur! (Sürekli ök­sürerek) Öleceğim burada.

Gorilla: Hepsi senin suçun. (Gory maskeyi takar.)

Laura: (Laura gitmeye çalışır ama gazın yoğunluğuna dayanamaz, sendeleyerek düşer.) Ayaklarım! Gory yardım et! Çıkar beni bura­dan! (Öksürmeye devam etmekte­dir.) Beni sırtında taşır mısın?

Gorilla: Böyle bir şeye yetkim yok. (Gorilla kapıya vurmaya başlar ama kapının kilidi önceden kalk­mıştır. Tam gideceği zaman da-yanamaz. Döner maskeyi Laura’ya takıp onu sırtlanıp kapıdan çıkmak ister. Tam çıkacakken vurulur. İkisi birlikte yere yığılırlar. İçeriye mas­keli insanlar dolar. Maskeli doktor, Laura’yı uyandırmaya çalışır.)

Laura: Doktor siz misiniz? Doktor, bana gaz olacağını söylememişti­niz.

Doktor: Merak etme, seni arkasın­da bıraksaydı bile gelip seni alır­dık.

Laura: Ne yapacaksınız onunla?

Doktor: Bir üst seviyeye yükselte­ceğiz. (Elindeki ses kayıt cihazına konuşur.) Deney 251, Denek Gory 64, vicdan belirtileri gösterdi, ba­şarısız. (Laura’ya dönerek) Siz de iş yerinize geri dönebilirsiniz. Artık bir reklam yönetmenisiniz.

Laura: (Laura sevinir ama kendini toparlanmaya çalışır) Çok teşek­kürler Doktor. (Başı çok ağrımak-tadır.) Hayatımda aldığım en güzel haber. Hep bu anı beklemiştim. Ama onun canını acıtmazsınız değil mi? Neyse. (Tam kapıdan çıkacak­ken) Yalnız Doktor bu başımdaki ağrı, sanki kafam patlayacak gibi. Bu baş ağrısı beni mahvediyor.

Doktor: Gaz yüzünden yoruldunuz. Biraz dinlenirseniz kendinize gele­ceksiniz.

Laura: Peki, teşekkürler Doktor. (Laura ofisten çıkar.)

Doktor: (Ses kayıt cihazını eline alıp konuşur.) Deney 252, Denek Laura 19. Homosapiens vücudu, Gorilla beynine uyum sağlayamadı ve hala vicdan belirtisi gösteriyor, başarısız.





162 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Anlar ve Taziyeler

“En kısa hikâye parçasına an denir. Bazı anlar bütün yaşamımızı belirler. ‘Bütün yaşamı­mız‘ dediğimiz de o birkaç ana bakar aslında… Bu yüzden yıllar sonra en çok hatırladıklarımız anlar­dır. Gerisi

Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon