Bildirge

Suyunu kendim verdiğim çelikten Yanılmaz bıçaklar yontuyorum Ki yarılsın bu kibirli dağ Taşında bir çocukluk hayali soğusun. Şimdi burnu sürtmemiş jantlar avlıyorum Ve inanıyorum bir eskizden Bir sokağa yetecek kadar peygamber çıkacağına. Kaldırımdan sızan başımı gördüm çünkü Bir mağarayı okşadım: rujla ve maskarayla Yaklaşan bir göl buldum, fakat Reddettim sıcağını, rengini ezdim Akıp giden bir şey vardı; bildim Akıp gidende kulağıma kazılı bir öğüt vardı Duyabileyim diye tornadan yükselen kemanı Ki kemanın her zaman bir bildiği olur Benim de bir bildiğim vardı. Geçtim olanca kişiliğimle yolun karşısına Duydum hafifliğimi yeryüzündeki Hissederken damarımdaki çağı Tüm bu yüzler avucuma doğdu sanki Cesette ne çok ruh, sütte bayrak, kında kıraç Geçtim karşıya tüm kuramları yatırarak zifte.

Etiketler:

70 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Fritz Lang’ın "Metropolis"inde Distopik Unsurlar

İnsanların gelecek tasavvuru, bilim kurgu türü altında edebiyatta ve sinemada kendine yer bulmuştur. Bilim kurgu sineması geçmişten günümüze hem konu hem de film teknikleri açısından büyük değişimler

Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon